Türkiye'de Ayrımcılık, Irkçılık ve Nefret Suçları

Insan Haklari Gündemi Dernegi’nin, Türkiye’de son aylarda tirmanisa geçen irkçi, ayrimci ve hosgörüsüzlüge dayanan söylem ve siddet olaylarina iliskin hazirladigi metindir.

A- Kavramsal Çerçeve

Ayrimcilik insan haklarini meydana getiren temel degerlere topyekün yapilmis bir saldiridir. Bunu anlamak için 20. yy dünya tarihine kisaca bakmak yeterli olacaktir: II. Dünya Savasinda 6 milyon Yahudi ve kayitlari düzenli tutulmadigi için bilinmeyen sayida Roman halkinin katledilmesinin ardindan, 1990’larin hemen ilk yarisinda, eski Yugoslavya’da 250 bin kisinin, Ruanda’da ise 500 bin kisinin savas ve etnik temizlik sonucu yok olmasi, ayrimciligin geçtigimiz yüzyil boyunca yarattigi yikimin en somut örnekleridir.

Günümüzde ayrimcilik degisik formlarda halen devam etmektedir. BM Insan Haklari Komitesi, 1989 yilindaki otuz yedinci oturumunda yaptigi 18 nolu Genel Yorumda, “Her Türlü Irk Ayrimciliginin Tasfiye Edilmesine Dair Uluslararasi BM Sözlesmesinin” 1. maddesindeki “irksal ayrimcilik” ve yine “Kadinlara Karsi Her Türlü Ayrimciligin Tasfiye Edilmesine Dair BM Sözlesmesinin” 1. maddesindeki “kadina karsi ayrimcilik” tanimlarina atifta bulunarak, ayrimciliga iliskin asagidaki tanimi gelistirmistir:

" Komite Sözlesmelerde kullanilan ‘ayrimcilik’ teriminin irk, renk, cinsiyet, dil, din, politik ya da diger görüsler, ulusal ya da sosyal köken, mülkiyet, dogum ya da diger statüler gibi herhangi bir zemin üzerine dayandirilan, ve bütün hak ve özgürlüklerin esit ölçüde bütün kisiler tarafindan taninmasini, kullanilmasini veya yararlanilmasini kaldirma veya zayiflatma amacina sahip, herhangi bir ayirma, dislama, kisitlama veya üstünlük tanima olarak anlasilmasi gerektigine inanmaktadir."[1]

Bu tanim göz önüne alindiginda, Avrupa Konseyi’nin de BM Insan Haklari Komitesinden farkli düsünmedigini söylemek mümkündür. Nitekim, Avrupa Insan Haklarinin ve Temel Özgürlüklerin Korunmasi Sözlesmesine Ek 12 Nolu Protokol’ün 1. maddesi benzer genislikte bir ayrimcilik tanimi yapar ve ayrimciligi genel olarak yasaklar:

“Madde 1-Genel olarak ayrimciligin yasaklanmasi

Kanunda öngörülen haklardan yararlanma, cinsiyet, irk, renk, dil, din, siyasi veya baska görüsler, ulusal ya da sosyal köken, ulusal bir azinliga mensubiyet, servet, dogum veya baska bir statüden kaynaklanan herhangi bir nedenle ayrim yapilmaksizin saglanir.
Kimse, herhangi bir kamu otoritesi tarafindan, 1. fikrada sayilan gerekçelerle ayrimciliga tabi tutulamaz.”[2]

Avrupa Insan Haklarinin ve Temel Özgürlüklerin Korunmasi Sözlesmesine Ek 12 Nolu Protokol’ün Avrupa ülkeleri tarafindan onaylanip uygulanmasi Avrupa bölgesinde ayrimciligin önlenmesine önemli ölçüde katkida bulunacaktir. Ayrimcilik, insan haklarina yönelik temel bir saldiri oldugu gibi, daha baska pek çok ihlalin ortaya çikmasi için de elverisli bir zemin yaratmaktadir.

“Ayrimcilik, sadece sahip olduklari kimlik ya da inançlarindan ötürü belli insanlarin ya da gruplarin tüm insan haklarini sistematik bir biçimde yok sayar.( …) Iskence ayrimciliktan beslenir. Bütün iskenceler, kurbanini insanliktan çikararak, iskenceci ve iskence gören arasindaki bütün insani baglari koparir. Insanliktan çikarmanin bu yöntemi, eger kurban horgörülen sosyal, politik ya da etnik bir gruptan ise daha kolay yapilir. Ayrimcilik, kurbani bir insan olarak degil, bir nesne olarak gördügünden, zalimce davranilmasina müsaade ederek iskence için yolu açar. (…)Ayrimcilik ayni zamanda, irkçi saldirilar, kadinlara karsi ev içi siddet ve homofobik nefret suçlari gibi, genel olarak toplumdaki belli gruplara uygulanan siddet eylemlerine karsi, kanunlarin esit korumasini vermemek anlamina gelir. Önyarginin bu saldirgan uygulamalari siklikla resmi kayitsizlikla kolaylastirilir.”[3]

Türkiye’de son aylarda tirmanisa geçen irkçi, ayrimci ve hosgörüsüzlüge dayanan söylem ve siddet olaylarinin varligi, ayrimciligin yarattigi tahribati görmek için yeterli olacaktir.

B- Türkiye

Hosgörüsüzlük ve Milliyetçi Dalga

Mersin'de 20 Mart 2005 tarihinde yapilan Newroz kutlamalarinda, Türk Bayragi'nin yakilmasi girisimi ve arkasindan yasanilan olaylar, son yillarda oldukça artan asiri milliyetçiligin yarattigi hosgörüsüzlügü iyice görünür kildi. 14 ve 12 yaslarinda iki çocugun bayrak yakma girisiminin yarattigi siddet ortami oldukça endise vericiydi.

Bayrak yakma olayinin yarattigi gerginlik, önce Trabzon’da, ardindan Adapazari’nda (Sakarya) siddete dönüstü. 6 Nisan 2005 tarihinde Trabzon'da ortaya atilan "bayrak yakiliyor" söylentisi 2 bin kisinin dört üniversiteliyi linç girisimine neden oldu. Oysa ki, olayda bayrak yakilmiyor, sadece bir grup genç F Tipi Cezaevleri hakkinda bildiri dagitiyordu[4]. Ardindan, 12 Nisan 2005’de benzer bir olay Adapazari’nda gerçeklesti. Adapazari’nda Trabzon'daki olaylari protesto amaciyla açiklama yapmak isteyen bir gruba 100 kisilik baska bir grubun saldirmasi yine linç girisimiyle sonuçlandi.[5]

Tüm bu toplumsal gerginlik hali Türkiye Cumhuriyeti’nin kadim sorunu azinliklara iliskin tartismayla doruk noktasina ulasti.

Azinliklar Sorunu

Türkiye’de azinliklar sorunu, Cumhuriyetin ilk yillarindan günümüze kadar uzanan en sikintili konulardan birini olusturuyor. Bugün AB uyum sürecine paralel olarak, diger hak ve özgürlüklerde oldugu gibi, azinlik haklarinda da bir ilerleme saglandi ise de, bu hala çok yetersizdir. Özellikle uygulamada devlet yetkilileri, müthis bir direnç göstermektedirler.

“(…) yasa koyucu çok önemli reformlar getirmistir fakat bunlari uygulatamamistir. Bunlar, insanin içine ruh sikintisi veren durumlardir.(…) Sistem direnmektedir.”[6]

Bunun en somut örnegi, yaklasik 8 ay önce, 1 Kasim 2004’de Basbakanlik Insan Haklari Danisma Kurulu (BIHDK) “Azinlik Haklari ve Kültürel Haklar Çalisma Grubu” tarafindan hazirlanan raporun basin açiklamasi sirasinda yasanan olaylardir.

Raportörlügünü Prof. Dr. Baskin Oran’in üstlendigi raporun açiklanmasi sirasinda Insan Haklari Danisma Kurulu Baskani Ibrahim Ö. Kaboglu’na karsi gerçeklesen çirkin davranislar ve akabinde konuya iliskin sarf edilen siddet ve tehdit içerikli sözler, Türkiye’de insan haklarina sayginin temin edilmesi yönünde atilan onca adimdan sonra, gerçekten de endise vericidir.

AKP Malatya Milletvekili Süleyman Saribas'in Insan Haklari Danisma Kurulu üyelerine iliskin “Millet bunlari tükürügüyle bogar.”; “...Filistin kamp kaçkini, eski sosyalistler, simdilerde libos, AB'ye girersek finos olacak zatlar. ... milliyetsiz devsirmeler...” seklindeki açiklamalari; IHDK 'Azinlik Raporu'nun açiklanmasi sirasinda, raporu kurul baskani Ibrahim Kaboglu'nun elinden alarak yirtan Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreteri ve IHDK üyesi Fahrettin Yokus’un, yaptigi çirkin saldiriyi savunarak, “Raporu degil bir defa, bin, on bin, yüz bin defa karsimiza çiksa yine yirtacagiz" demesi ve ardindan yükselen "Bizim sesimizi duymazlarsa kursunun sesini duyarlar" sloganlari; DYP Genel Baskan Yardimcisi Saffet Kaya’nin “Yokus dogru yapti, kutluyorum, eline saglik.” diyerek siddete verdigi destek; raporu “ihanet belgesi” olarak niteleyen Basbakanlik Insan Haklari Danisma Kurulu üyesi Fethi Bolayir tarafindan yapilan suç duyurusu konuyla ilgili önyarginin mevcudiyetini açik bir sekilde gözler önüne sermektedir[7].

Isviçre’de yayinlanan Tagesanzeiger’in ‘Das Magazin’ isimli kültür ilavesine konusan ünlü yazar Orhan Pamuk’un, söylesi sirasinda sorulan bir soru üzerine “ Burada 30 bin Kürdü öldürdüler. Ve bir milyon Ermeni. Ve neredeyse hiç kimse bunu dile getirmeye cesaret edemiyor. O halde ben yapiyorum. Ve bu yüzden benden nefret ediyorlar.”[8] demesinin ardindan ünlü yazara yöneltilen nefret dolu ve siddet içeren tehditler, Isparta'nin Sütçüler Kaymakami Mustafa Altinpinar’in Orhan Pamuk'un tüm kitaplarinin imha edilmesi talimatini vermesiyle doruk noktasina ulasti.[9]

Tüm bu yasananlar sivil toplum örgütleriyle aralarinda akademisyen, gazeteci, yazar, siyasetçi ve sanatçilarin da bulundugu 200 aydin tarafindan “kitlesel bir histeri” olarak nitelendirilirken, uygulamalarin Nazi dönemini hatirlattigina vurgu yapilmistir.[10]

Tüm bu gelismelere ardindan Milli Güvenlik Kurulu’nun Milli Güvenlik Siyaset Belgesinde Heybeliada Ruhban Okulu'nun “tehdit” olarak gösterilmesi ve Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açilmasi yönündeki taleplere karsi çikilmasi, üst düzeydeki askeri ve sivil yöneticilerin azinlik sorununa bakisini sergilemesi bakimindan kaygi vericidir. Her ne kadar, daha sonra basinda çikan haberlerde Disisleri Bakanligi’nin önerisi üzerine, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterligin Heybeliada Ruhban okulunu “tehdit” olarak görmekten vazgeçtigi ögrenildiyse de, Milli Güvenlik Siyaset Belgesinde Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açilmasi yönündeki taleplere karsi çikilmayacagi yönünde bir görüs de belirtilmemistir[11] .

Azinlik sorununa iliskin yasanan son skandal, Bogaziçi Üniversitesi (BÜ) Rektörlügü tarafindan düzenlenmek istenen “Imparatorlugun Çöküs Döneminde Osmanli Ermenileri”, adli konferansin, gelen tepkiler üzerine iptal edilmesidir. Konferansin Adalet Bakani Cemil Çiçek’in Mecliste yaptigi bir konusmanin hemen akabinde iptal edilmesi, dikkatleri konuyla ilgili olarak adi konulmamis bir baskinin mevcudiyetine yogunlastirmaktadir. Cemil Çiçek aynen sunlari demistir:

“Simdi, siz, o zaman, falanca ülkenin parlamenterlerini nasil ikna edeceksiniz? Onlar pekala diyecekler ki “siz bizi ikna etmeyin; gidin, Bogaziçi Üniversitesinde Bogaza bakarak bu yalanlari söyleyenleri ikna edin.” Dolayisiyla, bu, Türk Milletini arkadan hançerlemektir; bunu, çok açik olarak söyleyelim.

Evet, üniversiteler özerktir, özgürdürler; ama, dünyanin hiçbir ülkesinde özerklik ve özgürlük sorumsuzluk olarak anlasilamaz. Bu, ayni zamanda -çok net olarak ifade ediyorum ki- büyük bir sorumsuzluktur, büyük bir ciddiyetsizliktir.

Dördüncü bir husus: Bir sey daha söyleyecegim; eger, siz, bilim adina gerçegi aramak istiyorsaniz, tarih adina gerçegi aramak istiyorsaniz, o zaman, farkli düsünenleri de çagirmis olmaniz gerekir. Neden, orada tek yanli bir propaganda gerçeklestirilmeye çalisiliyor, bir konferans?!

Arkadaslarimiz da dile getirdiler. Bugün, Isviçre’de ve bazi ülkelerde “Türkler soykirim islememistir” demek özgürlügü taninmazken, bununla ilgili kirmizi bültenler çikarilirken, Türkiye’de su günlerde, yarin, Ceza Kanununu konusacagiz ya, birçok da cemiyetlerimiz var ya, derneklerimiz var ya, hani, özgürlük yok diyorlar ya, bu milleti arkadan hançerleme özgürlügü var, bu millete iftira etme özgürlügü var; bunu, herkesin görmesi lazim, herkesin anlamasi lazim! (Alkislar)

Evet, bu, büyük bir sorumsuzluktur, büyük bir ciddiyetsizliktir. Özerk kuruluslari da göreve davet ediyoruz. Hükümet olarak bir yetkimiz olsaydi geregini yapardik. Keske, Adalet Bakani olarak dava açma yetkimi devretmeseydim. Simdi, YÖK ne yapacak onu merak ediyorum, simdi, Bogaziçi Üniversitesi ne yapacak onu merak ediyorum; ben de merak ediyorum, biz de merak ediyoruz, milletimiz de merak ediyor. Bu ciddiyetsizlik, bu sorumsuzluk, bu millete küfretme, bu milletin nüfus cüzdanini tasiyanlarin bu milletin aleyhine propaganda yapma, ihanet etme dönemini artik kapatmamiz lazim. Çünkü, milletin vicdani rahatsiz oluyor.” [12]


Bu konusmanin, 21 Mart 2005 Irkçiliga Karsi Uluslararasi Gün nedeniyle, Irkçiliga ve Hosgörüsüzlüge Karsi Avrupa Komisyonu tarafindan kabul edilip açiklanan, “Politik söylevlerde irkçi, anti-semitik ve yabanci düsmani ögelerin kullanilmasi” [13] adli raporun hemen akabinde olmasi gerçektende ürkütücüdür. Irkçiliga ve Hosgörüsüzlüge Karsi Avrupa Komisyonu tarafindan siyaset bilimleri uzmani Jean-Yves Camus’a hazirlatilan rapor, bu tür konusmalarin tehlikeli boyutlarina dikkatleri çekmektedir. Konuyla ilgili olarak Avrupa Irkçiliga ve Hosgörüsüzlüge karsi Komisyonunun bir de deklarasyonu bulunmaktadir. [14] Ancak, BM Egitim Hakki Özel Raportörü Katarina Tomaševski’nin de belirttigi gibi, Ermenilere iliskin bir soykirim gerçeklestirildigine dair "Inkar etme baskin gelmektedir’(*). 90 yil önce gerçeklesmis tarihsel bir olayi, tekrar gözden geçirmenin ulusal güvenlige nasil bir tehdit olusturabilecegini anlamak, yabancilar için oldukça zordur." [15]

Müslüman Olmayan Dini Gruplar ve Hosgörüsüzlük

Siddet olaylarinin tirmanisa geçtigi bir dönemin hemen öncesinde ve sonrasinda, bazi yazili ve görsel medya organlarinda, ülkemizde bulunan farkli dinlere mensup kisilerle ilgili bir dizi saldirgan ve igdis edici habere tanik olduk. Söz konusu haberleri, devlet erkani tarafindan yapilan bazi talihsiz açiklamalar takip etti.

Diyanet Isleri Baskanligi'ndan sorumlu Devlet Bakani Mehmet Aydin’in, AKP Adiyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun Türkiye'deki misyonerlik faaliyetleriyle ilgili soru önergesini yanitlarken sarf ettigi sözler[16] , konunun devlet nezdinde nasil anlasilip ele alindigini göstermesi bakimindan gerçekten de endise vericidir.

Bu türden açiklamalar fiziksel siddet için gerekli ortami hazir hale getirmektedir. Nitekim, 21 Nisan 2005 gecesi Ankara'da bulunan Uluslararasi Protestan Kilisesi, "Türk Intikam Tugayi" imzali tehdit mektuplari gönderilmesinin ardindan molotof kokteylli saldiriya ugramistir.[17]

Insan Haklari Gündemi Dernegine göre farkli dinlere mensup kisilerin Türkiye’deki faaliyetleri ve varligi, Türk ve Müslüman topluluk için bir tehdit olarak algilanmamalidir. Bilakis, bu tür faaliyetler kültürel bir zenginlik olarak görülmeli ve korunmalidir.

Egitim Yoluyla Irkçilik ve Hosgörüsüzlük

Tarih Vakfi tarafindan yürütülen “Ders Kitaplarinda Insan Haklari” adli bir projede, çesitli konulardan seçilen 190 ders kitabi, gönüllülerden olusan çalisma gruplari tarafindan incelendi. Bu tarama sonucunda tüm kitaplarda dört bin (4000) farkli sorun tespit edildi. Elde edilen bulgular ayrica 33 kisilik bir uzmanlar grubu tarafindan incelenerek “Ders Kitaplarinda Insan Haklari: Tarama Sonuçlari” [18] basligi altinda toplanmis bulunuyor.

Ders Kitaplarinda Insan Haklari Projesi kapsaminda Tarih Vakfi ve TÜBA tarafindan 17-18 Nisan 2004 tarihinde Insan Haklari Egitimi ve Ders Kitabi Arastirmalari konulu bir de Uluslararasi Sempozyum düzenlendi. Sempozyumun "Türkiye'de Egitim, Ders Kitaplari ve Insan Haklari - II" bölümünde söz alan Ayse Gül Altinay, Türkiye’de egitim hayatinin farkli evrelerinde karsisina çikan görüsleri içsellestiren bir ögrenci, yani egitim sisteminin öngördügü 'ideal' ögrenci hakkinda sunlari söylemistir:

“Bu ögrencinin ilk özelligi dünyaya milliyetçi bir gözlükle bakmasidir. Milliyetçilik, Tanil Bora'nin vurguladigi gibi ideolojiler üstü bir 'fikirler sistemi'dir. Atatürk Milliyetçiligi, Milli Güvenlik Bilgisi kitabinda da belirtildigi gibi 'tek yol'dur.

Bu milliyetçilik bazi ifadelere baktigimizda, kapsayici ve 'vatandaslik' esasina dayali bir milliyetçilik anlayisidir-ki bu haliyle anayasanin 66. maddesinde yer alan "Türk Devletine vatandaslik bagi ile bagli olan herkes Türk'tür" anlayisina ses getirir.

Ancak, baska bazi ifadelere baktigimizda ise etnik esasli, hatta yer yer irk kavrami üzerinden kendini tanimlayan bir milliyetçilikle karsi karsiya kaliriz. Tanil Bora'nin da vurguladigi gibi ‘Ders kitaplarindaki milliyetçilik anlayisi irkçi veya etno-kültürcü olarak tanimlayabilecegimiz yönelim ile, vatandasligi esas alan 'siyasal' milliyetçilik ya da 'yurtseverlik' yönelimi arasinda salinmaktadir’." [19]

Milliyetçi ve irkçi yaklasimlarin varligi, sadece resmi egitimde geçerli degildir. Resmi olmayan egitimde de benzer bir anlayisin yayginlastirildigini görmek mümkündür. Nitekim, Milliyetçi Hareket Partisi endeksli bir kurum olan Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfinin Genel Sekreteri Afsin Efkârlioglu, Vatan Gazetesinden Tülay Subatli ile yaptigi bir röportajda arkadaslarina Hitler’in “Kavgam” kitabini okumalarini tavsiye ettiklerini söylemistir:

- Ülkücü gençlik neden "Kavgam"i okuyor?

* Ülkücü hareket dikkate deger her kitabi takip ediyor, ama Kavgam da okunan, dikkate deger bulunan bir kitap. Okumayanlar okusun, okuyanlar bir kez daha okusun. Biz arkadaslarimizdan kendilerini gelistirmelerini istiyoruz.

- Yani siz mi okumalarini tavsiye ediyorsunuz?

* Evet, bir çok kitapla birlikte. Biz arkadaslarimizdan bin tane kitap okumalarini istiyorsak birisi de Kavgam'dir. Ayrica bu kitaba yönelmis özel bir tavsiye söz konusu degildir. Kavgam, yanlislari çok fazla olmakla birlikte dogrulari da olan bir kitap. Hitler, dünya siyasi tarihinde bir döneme damgasini vuran bir kisilik. Eger dünya siyasetini bilmek istiyorsaniz Kavgam okunmali. [20]

Hürriyet gazetesinde yayinlanan bir haberine göre Hitler’in “Kavgam” adli kitabi Türkiye’de Subat ve Mart 2005 aylarinda en çok satan ilk 10 kitap arasinda yer aldi[21] . Birikim Dergisindeki bir yazisinda Samet Inanir bu durumun yaratacagi tehlikeye su sekilde deginmektedir:

“Kavgam'in yaratacagi tehlike, Hitler'in tezlerini benimsemeye yatkin olabilecegimize; tanidik fasizmlere kaymamiza, azili Yahudi düsmanlari olmamiza yol açacagi degil. Bu tehlikeleri tetikleyici unsur olabilir ya da etkinliginin kisitlari yüzünden olmayabilir. Tehlike, Hitler'in dünyayi algilama biçimini, metodolojisini, önceliklerini içsellestirerek, onu rasyonel sayarak içerisinde yasadigimiz topluma ve siyasete bakmak.” [22]

Konuyla ilgili bir diger boyutta, sirf kendi tüzüklerinde “ana dilde egitim hakkini” savunduklari için Egitim-Sen hakkindaki kapatma kararidir. Genelkurmay Baskanligi, 27 Haziran 2003 tarihli ve Genelkurmay Baskanligi Harekat Baskani Korgeneral Köksal Karabay imzali ve "Genelkurmay Baskani namina" ibareli bir yaziyi, Basbakanlik, Içisleri Bakanligi, Milli Egitim Bakanligi, Adalet Bakanligi ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterligi'ne göndererek, Egitim-Sen'in tüzügündeki anadilde egitim hakkina iliskin maddenin Anayasaya aykiri oldugunu belirtmistir.

Yazi sonrasi Çalisma ve Sosyal Güvenlik Bakanligi, Ankara Valiligi'ne bir yazi göndererek, tüzükteki "anadille ilgili ifadelerin" Anayasaya aykiriligini öne sürmüs, ifadenin tümden çikarilmasini istemistir. Bunun üzerine Ankara Valiligi talebiyle, Ankara Cumhuriyet Bassavciligi'nca Egitim-Sen'in kapatilmasi ve yedi üyesinin cezalandirilmasi amaciyla dava açilmistir. [23] Dava en son olarak Yargitay’in Egitim-Sen’in kapatilmasi yönünde verdigi kararla suçlanmistir [24] . Bu durum Türkiye’de asker ve siyaset iliskisini yeniden gündeme getirmesi hem de askerin demokratiklesme yönünde atilan adimlara sicak bakmadigini göstermesi bakimindan endise vericidir. [25]

Yeni Iletisim Araçlari ve Irkçilik

Irkçiliga ve Hosgörüsüzlüge Karsi Avrupa Komisyonunun, Agustos 2000 tarihinde Isveç Mukayeseli Hukuk Enstitüsü tarafindan hazirlanan “Internet Üzerinde Irkçilikla Mücadele Edilmesine Iliskin Yasal Araçlar” [26] baslikli raporu, bir yandan internet üzerinde irkçilikla mücadele etmek için yasal mücadele araçlarini incelerken, diger yandan söz konusu mücadelenin zorunluluguna ve zorluklarina dikkat çekiyordu. Raporu takip eden yillarda Avrupa Konseyi’nin önce 2001 tarihli “Siber Suçlara Dair Avrupa Sözlesmesi” [27] ve ardindan 2003 tarihli “Bilgisayar Sistemleri Yoluyla Gerçeklestirilmis Irkçi ve Yabanci Düsmanligi Içeren Eylemlerin Suç Sayilmasiyla Ilgili Siber Suçlara Dair Sözlesmeye Ek Protokol” [28] üne ragmen, Avrupa bölgesinde internet üzerindeki irkçi ve yabanci düsmani yayinlar halen devam etmektedir. Ne yazik ki, nefret dolu bu kervana, özellikle son yillarda Türkiye’den de katkilar yapilmaktadir.

Türkiye’nin, insan haklariyla ilgili uluslararasi sözlesmelere iliskin klasik utangaç tavrini bu alanda da görmek mümkündür. Türkiye adi geçen sözlesmeyi ve ilgili ek protokolü ne imzalanmis ne de onaylanmistir. Buna karsilik, Türkiye’de son yillarda Türkçe yayin yaparak irkçiligi, yapanci düsmanligini ve hosgörüsüzlügü yayginlastiran web sitelerinin varligi, giderek artan bir vahamet kazanmaktadir. Söz konusu web sitelerinin içinde özellikle dört tanesinin hemen göze çarptigini söylemek mümkündür. Bunlardan ilki, irkçilik yaptiklarini açik bir sekilde ifade eden ve azinliklari saglikli bir bünye için “hastalik mikrobu” olarak nitelendiren “Ulusal Hareket” [29] adli web sitesidir. Ikincisi irkçi yaklasimini adindan dahi gizleme geregi duymayan “Türkiye Fasist Partisi” [30] dir. Üçüncüsü, Türkiye’de Irkçi düsüncenin en önemli isimlerinden biri olarak görülen Hüseyin Nihal Atsiz’a atfen kurulmus olan “atsiz.org ” [31] adli web sitesidir. Dördüncüsü, yabanci düsmanligi ve anti-semitik ifadelerle dolu açiklamalarin yer aldigi “Ülkücü Hareket” [32] adli web sitesidir. Söz konusu siteler, sürekli bir sekilde irkçiligi ve hosgörüsüzlügü yayginlastiran yayinlar yapmakta ve hatta belli örgütlenmeler içinde olduklarina dair mesajlar vermektedirler. Bu tür yayinlara iliskin su ana kadar herhangi bir önlem alinmis degildir. Ancak, söz konusu mesajlarin sürekli tehdit içerir nitelikte ve siddet yüklü olmasi, bu konuyla ilgili olarak ivedilikle yasal önlemlerin alinmasini ve uygulanmasini zorunlu kilmaktadir.

Ayrimciliga Dair Yasal Mevzuat

Türkiye’nin yasal mevzuati ayrimciligin degisik biçimlerine iliskin bazi hükümler getirmekle birlikte kapsamli bir mevzuat söz konusu degildir. AB’ye aday on üç ülkede ayrimcilikla mücadele için alinan önlemlere iliskin hazirlanan rapor[33], söz konusu yasal mevzuati degisik yönleriyle aktarmaktadir. Son olarak kabul edilen Türk Ceza Kanunun, 122. Maddesi genel anlamda ayrimciligi ilk kez yasaklamakta ve ayrimciliga karsi cezai yaptirim öngörmektedir. Bununla birlikte, hazirlanan ilk taslakta "cinsel yönelime iliskin ayrimcilik" da yasaklanmis olmasina ragmen, yasanin kabul edilen halinde cinsel yönelime iliskin ayrimciligin yer almamasi[34] üzüntü vericidir. Türkiye’de ayrimcilikla ilgili olarak sikinti yaratan bir diger sorun da, Türkiye’nin uluslararasi Insan Haklari Sözlesmelerini onaylamak ve uygulamak konusundaki çekinceli tavridir.

Türkiye uluslararasi düzeyde kabul görmüs pek çok insan haklari sözlesmesini onaylamis olmasina ragmen, özellikle ayrimcilikla dogrudan iliski maddelere çekinceler koymaktadir. Türkiye BM Çocuk Haklari Sözlesmesi’ni 14 Eylül 1990 tarihinde imzalamis ve 9.12.1994 tarihli ve 4058 sayili kanunla onaylamis olmasina ragmen, sözlesmenin egitim hakki ile ilgili 17, 29 ve 30. maddelerine, T.C. Anayasasi ve 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Anlasmasi hükümlerine ve ruhuna uygun olarak, ihtirazi kayit koymus ve yorumlama hakkini sakli tutmustur. Bu halen geçerli bir durumdur.

Benzer bir durum Avrupa Temel Hak ve Özgürlüklere Dair Avrupa Sözlesmesine Ek 1. Protokolü içinde geçerlidir. Türkiye 1. nolu Ek protokolü imzalayip onaylamasina ragmen, 2. maddeye 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat Kanununu gerekçe göstererek çekince konmustur. Son olarak, 4 Haziran 2004’de BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözlesmesini de onaylayan Türkiye, sözlesmeyi yine çekinceyle onaylamistir. Türkiye, Sözlesmenin 13. maddesine T.C. Anayasasinin 3, 14 ve 42. maddelerini gerekçe göstererek, çekince koymustur. 1982 Anayasasinin 3 ve 14. maddeleri su sekildedir:

III. Devletin Bütünlügü, Resmî Dili, Bayragi, Millî Marsi ve Baskenti

Madde 3- Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.
Dili Türkçe’dir.
Bayragi, sekli kanununda belirtilen, beyaz ay yildizli al bayraktir.
Millî marsi "Istiklal Marsi"dir.
Baskenti Ankara'dir.

Anayasanin, temel hak ve özgürlüklerin hangi hallerde kötüye kullanildiginin kabul edilecegini açiklayan 14. maddesi, AB uyum yasalari çerçevesinde 2001’de kabul edilen 4709 sayili yasa’nin 3. maddesi ile degistirilmistir. BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözlesmesi’ne konan çekince degisik metne göredir:

Madde 14- (Degisik: 4709 – 3.10.2001/m.3) Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlügünü bozmayi ve insan haklarina dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldirmayi amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanilamaz.

Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kisilere, Anayasayla taninan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha genis sekilde sinirlandirilmasini amaçlayan bir faaliyette bulunmayi mümkün kilacak sekilde yorumlanamaz.Bu hükümlere aykiri faaliyetlerde bulunanlar hakkinda uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir.[35]

C- Öneriler

Insan varligi karmasik bir kimlige sahiptir ve tek boyutlu olarak düsünülemez. Bu haliyle insanin irksal, etnik, cinsel, sosyal köken vb. pek çok farkli kimlige sahip oldugunu görmek mümkündür. Bu farkliliklar insan varliginin kültürel zenginligini ifade eder. Bu zenginlik korunmalidir. Bu açidan bakildiginda Türkiye;

Yasama



Mevcut Ombudsman yasa taslagindan hareketle Ombudsman yasasini çikartmalidir.
Ulusal Azinliklarin Korunmasina Iliskin Çerçeve Sözlesmesini imzalayip onaylamalidir;
Bölgesel ya da Azinlik Dillerine Iliskin Avrupa Sartini imzalayip onaylamalidir;
Taraf oldugu uluslararasi Insan Haklari Sözlesmelerine azinliklar bakimindan koydugu çekinceleri geri almalidir;
Avrupa Insan Haklarina Sözlesmesine ek 12 Nolu protokolü onaylamalidir;
Medeni ve Siyasal Haklar Sözlesmesinin Seçimlik Protokolünü onaylamalidir;
Mevcut mülteci mevzuatini gözden geçirilmeli ve mültecilere yönelik ayrimciligin giderilmesi için önlemler almalidir;
Ivedilikle irk ve etnik kökene dayali ayrimciligin önlenmesi ile ilgili bir yasa kabul etmelidir. Ancak, ayrimciligin önlenmesine iliskin yasal önlemler bununla sinirli kalmamali, ayrimciligin degisik formlarini kapsamina alan degisik konularda yasal düzenlemeler yapmalidir.
“Azinlik yaratma suçu” gibi, insan haklariyla bagdastirilmasi oldukça zor olan hukuki düzenlemeleri hukuk mevzuatindan ayiklamalidir;
Revize edilmis Avrupa Sosyal Sartini vakit geçirmeden onaylamalidir;
Hukuk sisteminde dogrudan, dolayli ayrimcilik ve taciz tanimlari yapmalidir;
Anayasa (10. madde) ve yasalara “etnik” terimini ayrimciligin bir unsuru olarak eklemelidir;
Azinlik tanimlamasini Uluslararasi Normlara göre tekrar gözden geçirmelidir;
Azinliklari ilgilendiren konularin yönetmelik, yönerge gibi “esnek” hukuki normlarla düzenlenmesinden vazgeçilmeli, azinliklarin haklari yasal çerçeveye kavusturmalidir;

Yürütme



Insan Haklarini ilgilendiren her konuda ve bilhassa azinliklarin korunmasi ve ayrimciligin önlenmesini konu alan düzenlemeleri yaparken, Birlesmis Milletler, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birligi’nin ilgili birimlerinden görüs almalidir.
Ivedilikle bir Ulusal Insan Haklari Kurumu olusturmalidir. Ulusal Insan Haklari Kurumu’nu Paris Ilkelerine uygun bir sekilde kurmalidir. Tüm bu çalismalari sivil toplum örgütleri ile birlikte yapmali ve sivil toplum örgütlerinin görüslerini almalidir;
Sivil toplum örgütlerinin özellikle bilinç yükseltme alaninda faaliyette bulunmalari yönünde yaptiklari çalismalari tesvik etmelidir;
Dini azinliklarin tüm ihtiyaçlarini göz önüne alarak ve söz konusu azinliklarla karsilikli görüs alis verisi içinde, bu azinliklarin dini kurumlarinin tüzel kisilik kazanmasi için gerekli çalismalari yapmalidir;
AB üyeligi için müktesebatta da yer alan bir zorunluluk olarak, T.C. Hükümeti irk ve etnik ayrimcilik için Esitlik Kurumu olusturulmasi için çalismalar yapmalidir. Gerekli görülürse Esitlik Kurumu Ulusal Insan Haklari Kurumu'nun bir parçasi olarak da kurulabilir. Ayrica, Avrupa Birliginin Ayrimciliga iliskin direktiflerini de dikkate almalidir.
Alevilik gibi, Sünni olmayan Müslüman mezheplerin taleplerini dikkate almalidir;
Irk ve etnik ayrimciligin ortaya çikarilmasina yardimci olacak istatistiksel çalismalar yapmalidir. Örnegin, Içisleri Bakanligi'nin 90'li yillarin basinda çikardigi ve Devlet Istatistik Enstitüsü’nün (DIE) din ve etnik konularda istatistiksel çalisma yapmasini kisitlayan genelgesini kaldirmali ve DIE'nin bu konularda yeterli bilgiyi ortaya koyabilecek çalismalar yapmasini saglamalidir.
Ders kitaplarindan, ayrimci, irkçi, yabanci düsmanligi ve hosgörüsüzlük yaratan kisimlari çikarmalidir.

Yargi



Avrupa Insan Haklari Sözlesmesi ve Avrupa Insan Haklari Mahkemesinin kararlarini ve diger uluslararasi insan haklari standartlarini uygulamalidir.
Yargiç ve savcilar ayrimcilik konusunda egitilmelidir. Ayrimcilik konusu yargiç ve savcilara yönelik egitim müfredatinin bir parçasi haline getirmelidir.
Irk ve etnik köken ayrimciligi davalarinda ceza davalari hariç olmak üzere ispat yükünün karsi tarafa geçmesini saglayacak usul hukuku düzenlemelerini yapmalidir;

[1] CCPR General Comment No. 18. (General Comments): Non-discrimination: 10/11/89. para 7 http://www.ohchr.org/english/bodies/hrc/comments.htm web sitesinde mevcuttur.

[2] 12 Nolu Protokol 01/04/2005 tarihinde yürürlüge girdi. Su an toplam 11 Avrupa ülkesi 12 Nolu Protokolü onaylamis durumda. Ancak, AB ülkelerini de içerecek sekilde pek çok gelismis Avrupa ülkesi sözlesmeyi ne yazik ki onaylamis degil. Fransa, Danimarka, Ingiltere gibi ülkeler onaylamadiklari gibi 12 Nolu Protokolü imzalamis da degiller. Türkiye ise 12 Nolu Protokolü 18/04/2001 tarihinde imzaladi ancak henüz onaylamadi.

[3] TAKE A STEP TO STAMP OUT TORTURE; Chapter 2: Discrimination: fertile ground for torture, 37, Amnesty International, First published in 2000 by Amnesty International Publications 1 Easton Street London WC1X 0DW United Kingdom. http://web.amnesty.org/library/eng-313/reports&start=871 web sitesinde mevcuttur. Ayrica raporun Türkçe’sine Uluslar arasi Af Örgütü Türkiye Subesinden ulasmak da mümkündür: http://www.amnesty-turkiye.org/

[4] Tehlikeli tirmanis; Sabah Gazatesi; 07/04/2005; http://www.sabah.com.tr/2005/04/07/gnd103.html

Trabzon'da Linç Provasi Talat'la Baslamisti; BIA Haber Merkezi 19/04/2005 ; http://www.bianet.org/php/.&HTMLDizinDosya=/2005/04/20/59531.htm Trabzon'da linç girisimi ; Radikal Gazetesi 7 Nisan 2005 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=148874

[5] Adapazari'nda linç girisimi; Hürriyet Gazetesi; http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~1@w~2@nvid~562380,00.asp 12.04.2005
Bes TAYAD üyesine dava açildi; CNN Türk;
http://www.cnnturk.com.tr/TURKIYE/haber_detay.asp?PID=318&HID=1&haberID=96499 ; 17 Mayis, 2005

[6] Türkiye’de Azinliklar: Kavramlar, Lozan, Iç Mevzuat, Içtihat, Uygulama; Baskin Oran; Tesev Yayinlari; Haziran 2004 S. 110. http://www.tesev.org.tr/etkinlik/baskin_oran.pdf web sitesinde mevcuttur.

[7] Insan haklariniza çakarim iki tane! Radikal Gazetesi http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=133054 2 Kasim 2004 ; Ne düsünce kaldi ne de özgürlügü... IBRAHIM Ö. KABOGLU http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=133173 3 Kasim 2004; Ayrica bkz. Yokus: Bin kere yirtarim http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=133159 Azinlik raporu 'paramparça' http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=132968 ; TSK: Zorla azinlik olmaz http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=133157 ; Azinlik Raporu için suç duyurusu http://www.ntvmsnbc.com/news/292987.asp 25 Ekim 2004.

[8] Kimse söylemiyor, bari ben söyleyeyim; Kültür/Sanat; Ismail EREL/FRANKFURT; Hürriyet Gazetesi; 09.02.2005 http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~13@tarih~2005-02-09-m@nvid~535000,00.asp

[9] Barbar zihniyete tepki, Radikal Gazetesi; http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=148102 ; 31 Mart 2005

[10] Aydinlardan irkçi tirmanis uyarisi; Radikal Gazetesi; http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=149257
11 Nisan 2005 [11] Heybeli açilmasin; Hürriyet Gazetesi; http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,nvid~569636,00.asp ; 28/04/2005; Ruhban Okulu için MGK hazir; Radikal Gazetesi; http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=154764 ; 4 Haziran 2005

[12] ADALET BAKANI CEMIL ÇIÇEK (Ankara); BIRINCI OTURUM; 24 Mayis 2005 Sali; Açilma Saati: 14.00; BASKAN: Baskanvekili Ismail ALPTEKIN; KÂTIP ÜYELER: Yasar TÜZÜN (Bilecik), Mehmet DANIS (Çanakkale) http://www.tbmm.gov.tr/tutanak/donem22/yil3/ham/b10101h.htm

[13] “The use of racist, antisemitic and xenofophobic argument in political discourse” Jean-Yves Camus. ECRI: European Commission against Racism and Intolerance March 2005. Avalieble at http://www.coe.int/T/E/.camus_en.pdf

[14] ECRI Declaration on the use of racist, antisemitic and xenophobic elements in political discourse
(adopted on 17 March 2005) Avaliable at http://www.coe.int/T/E/.Declaration%20eng.asp#TopOfPage

[15] Egitim Hakki Özel Raportörü, Katarina Tomaševski tarafindan 3-10 Subat 2002 tarihlerinde hazirlanan Türkiye Özel Raporu ; Ekonomik ve Sosyal Konsey; Dagitim: GENEL E/CN.4/2002/60/Add.2 27 Mart 2002 ORJINAL DIL: INGILIZCE (*)Belçika Senatosu Ermeni soykirimina iliskin bir karari 1998’de kabul etti, benzer sekilde Fransa Parlamentosunda Ocak 2001’de. Akcam, T., “Le tabou du génocide arménien hante la société turque”, Le Monde diplomatique, juillet 2001.

[16]"Baskanligimiz, misyonerlik faaliyetlerinin, toplumumuzun degerler bütününün en temelinde yatan dini inancinda bir farklilasma meydana getirerek, onun tarihi, dini, milli ve kültürel birlikteligini ve bütünlügünü bozup, parçalamayi amaçladigini düsünmektedir. Tarihi birikimimiz ve günümüzdeki gelismeler göz önüne alindiginda masum bir din tebligi veya din hürriyetini kullanimi hadisesi olmadigi, aksine tarihi arka plani ve siyasi amaçlari olan son derece planli bir hareket oldugu görülmektedir." - Aydin: Misyoner hareket siyasidir - . Radikal Gazetesi. 28/03/2005. http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=147855&tarih=28/03/2005 Web Sitesinde Mevcuttur. Ayrica Bkz. “Bakan Aydin: 368 kisi din degistirdi.” Birgün Gazetesi. 28/03/2005 S.4

[17] Protestan Kilisesine Tehdit Ardindan Saldiri; BIA Haber Merkezi http://www.bianet.org/2005/04/28/60087.htm 28/04/2005

[18] Ders Kitaplarinda Insan Haklari Projesi, Tanitim Brosürü; Tarih Vakfi Yayinlari; 2003: Projenin Tanitimi Tarih Vakfinin http://www.tarihvakfi.org.tr/projeler/insanhaklari.asp web sitesinde mevcuttur.

[19] http://www.bianet.org/2004/04/20/32909.htm web sitesinde mevcuttur. Ayrica Bkz. Tanil Bora; Ders Kitaplarinda Insan Haklari: Tarama Sonuçlari; Ders Kitaplarinda Milliyetçilik; Tarih Vakfi Yayinlari; 1. Baski; Kasim 2003; s. 65-89

[20] Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi’nin resmi web sitesinde mevcuttur: http://www.ulkuocaklari.org.tr/afsin/ilk.htm 09/06/2005

[21] "Kavgam"in çok satmasi Israil ve ABD karsitliginin göstergesi; Hürriyet Gazetesi; Kültür Sanat / Kitap

18.03.2005; http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~15@nvid~551064,00.asp web sitesinde mevcuttur.

[22] Kavgam'in Neden ve Nasil Okuyoruz? ;Samet Inanir ; Güncel Makale Birikim Dergisi 31 Mart 2005 Persembe http://www.birikimdergisi.com/birikim/makale.aspx?makale_id web sitesinde mevcuttur.

[23] "Egitim-Sen'e Kapatma Davasi Hukuka Aykiri" http://www.bianet.org//2004/06/07/38335.htm

[24] Egitim Sen Hukuksal ve Örgütsel Mücadelesini Sürdürecektir!

http://www.egitimsen.org.tr/basinaciklamasi/25mayis2004_kapatilmadavasi.html ; Egitim-Sen’den ‘kapatilma’ protestosu; CNN Türk; http://www.cnnturk.com.tr/HABER/haber_detay.asp?PID=318&HID=1&haberID=9750 1; 21 Mayis, 2005; Egitim-Sen'e AIHM yolu; CNN Türk; http://www.cnnturk.com.tr/TURKIYE/haber_detay.asp?PID=318&HID=2&haberID=98639 ; 25 Mayis, 2005 Egitim-Sen’e kötü haber; NTV; http://www.ntvmsnbc.com/news/325453.asp ; 29 Mayis 2005

[25] Askerin son günlerde sivil siyasete ve hatta egitime müdahalesine iliskin, Egitim-Sen Davasinin öncesine ve sonrasina denk gelen pek çok gelisme yasanmistir. Ancak, Egitim-Sen Davasi Türkiye’de askeri demokratiklesmeden hosnut olamadiginin somut bir göstergesidir. Egitim-Sen’e açilan dava ile ilgili olarak Saglik Meslek Odalari Koordinasyon Kurulu Baskani Prof. Dr. Tahsin Yesildere de, kapatma davasi dosyasinda Genelkurmay Baskanligi'nin yazisinin yer almasina deginerek "Askerin demokratik toplumun önündeki en büyük engel oldugu bu davayla bir kez daha ortaya çikti” diyerek durumu gayet iyi bir sekilde özetlemistir(http://www.bianet.org/2004/07/08/38577.htm web sitesinde mevcuttur. Nitekim, 10 Mart 2004’de Hürriyet gazetesinde Necdet AÇAN imzasiyla “Ilginç istihbarat: Kara Kuvvetleri Komutanligi, kaymakamliklara bir yazi yollayip, "AB ve ABD yanlisi kisiler ve yüksek sosyete" hakkinda istihbarat toplanmasini istedi.”baslikli bir haber yayinlandi. Haberde ‘Azinliklar ve kendini azinlik olarak görme egiliminde olan (Çerkez, Roman, Abaza, Arnavut ve Bosnak vb) gruplar’ hakkinda bilgi toplanmasinin istedigi belirtilmis ve bu haber Genel Kurmay Baskanliginca dogrulanmisti. Askerlerin sivilleri fisledigi yolundaki bu haber genis yankilar uyandirmis ve tepki çekmisti.

http://www.hurriyetim.com.tr/haber/...381401,00.asp web sitesinde mevcuttur. Söz konusu haberin yarattigi sarsintinin üzerinden 5 ay sonra, yine Hürriyet Gazetesinde 02.08.2004 tarihinde Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) tarafindan, Genelkurmay Baskani ve 312 generale bir "uyari mektubu" gönderildigi ortaya çikti. Habere göre, mektupta DEP milletvekillerinin birakilmasini, Avrupa Insan Haklari Mahkemesi'nin (AIHM) üst mahkeme olarak kabul edilmesi elestiriyor ve "hükümetin haddini bilmesi gerektigini" söyleniyordu. (http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~1@w~1@nvid~448364,00.asp web sitesinde mevcuttur). Tüm gelismeler karsisinda Türkiye’de, demokratiklesme sürecinde hoslanmayan kesimlerin dönüp dolasip askerden umut beklemesi, askerlerinde sadece demokratiklesme karsitlarindan destek görmesi pek de sasirtici olmasa gerek.

[26]Legal Instruments To Combat Racism On The Internet; Report prepared by the Swiss Institute of

Comparative Law (Lausanne); Strasbourg, August 2000; CRI (2000) 27; Secretariat of ECRI (the European

Commission against Racism and Intolerance); Directorate General of Human Rights – DG II; Council of Europe http://www.coe.int/T/E/.CRI%282000%2927.pdf web sitesinde mevcuttur.

[27] Avrupa Sözlesmeleri Serisi 185. http://conventions.coe.int/...CM=8&DF=6/7/05&CL=ENG web sitesinde mevcuttur.

[28] Avrupa Sözlesmeleri Serisi 189. http://conventions.coe.int/...CM=8&DF=13/04/05&CL=ENG web sitesinde mevcuttur. Ek Protokol ne yazik ki yeterli onay bulunmadigi için henüz yürürlüge girmemistir. Ancak mevcut durum ilgili ek protokolün ivedilikle yürürlüge girmesi için yeterli gerekçeler sunmaktadir.

[29] “Ulusal Hareket” adli we sitesi http://www.ulusalhareket.com/index2.htm url adresi üzerinden yayin yapmaktadir. Mart 2005’de Web sayfalarinin giris sayfalari “Kürtler ve Domuzlar Giremez” sloganiyla açiliyordu. Haziran 2005 itibariyle yaptiklari açiklamada ise sunlar yaziyordu: “Duyuru! Türkiye’mizin yasadigi olaylar süphesiz bir dirilisin göstergesi halini almistir. bu dirilisi her ne kadar basin gizli tutmaya çalissa da gerçekler fark ediliyor ve irkçi ideoloji destekçilerini toparliyor!!!...Bir Türk milliyetçisi olarak yaziyoruz. Hükümet Kürtçülük yaptigi sürece ,bizlerde kafatasçi irkçilar gibi olmaya devam edecegiz, Kürtler kasiniyor,sehit kaniyla sulanmis bayragimiza pis ellerini sürüyor. Bunun bir bedeli oldugunu unutan Kürtler ve AKP’liler çok agir sonuçlarla karsilasacaklar. Türk milliyetçiligi hizla birbirine kenetlenmeye basladi ve yakin zamanda AB kriterlerini uygulamak için bizden izin almak durumuna düsebilirsiniz.” http://www.ulusalhareket.com/haber08.htm

[30] “Türkiye Fasist Partisi” adli web sitesi http://www.turanproje.cjb.net/ url adresi üzerinden yayin yapmaktadir. Internet üzerinde dikkatleri ilk olarak, 21 Kasim 2004 tarihinde düzenlenen bir polis operasyonunda, ‘terörist’ olduklari gerekçesiyle öldürülen kamyon soförü Ahmet Kaymaz ve 12 yasindaki oglu Ugur Kaymaz’la ilgili yaptiklari açiklamayla çektiklerini söylemek hiç de yanlis olmayacaktir. “Kendilerinin yapmadigini” ama öldürülenlerin Kürt olmasi nedeniyle yapanlari “desteklediklerini” açik bir sekilde ifade etmislerdi.

[31] “ATSIZ.org” web sitesi http://www.atsiz.org url adresi üzerinden yayin yapmaktadir. 1905-1975 tarihleri arasinda yasayan Hüseyin Nihal Atsiz, 1944 tarihli Irkçilik-Turancilik davasinin en büyük saniklarindan biriydi. Atsiz’in Irkçi nitelikte kaleme aldigi pek çalismasi bulunuyor. 10/06/2005

[32] “Ülkücü Hareket” adli web sitesi
http://www.ulkucuhareket.org/index.html adresi üzerinden yayin yapmaktadir. Sitede Heybeliada Ruhban okulunun açilmasina karsi çikildigi gibi, Rum Patrikhanesinin kapatilmasi yönünde görüsler de yer almaktadir http://www.ulkucuhareket.org/ruhbanokulu.htm . “Yahudilik ve Masonluk özel Dosyasi” adi altinda anti-semitik ifadeler bulunmakta http://www.ulkucuhareket.org/siyonizm/index.htm ve güneydoguda yasananlara ve Kürt sorununa iliskin yapilan bir açiklamaya dair, isim verilmeksizin su sözler sarf edilmektedir: “Göz yumduklari su siyasî fahise ‘Diyarbakir’in kendilerine ait oldugunu imâ ettiginde’ agzina kursun doldurulsaydi bugün böyle bir zilleti yasamazdik biz!” 10 Haziran 2005.

http://www.ulkucuhareket.org/guneydogu.htm

[33] 13 ADAY ÜLKEDE AYRIMCILIKLA MÜCADELE IÇIN ALINAN ÖNLEMLERE ILISKIN RAPOR; (VT/2002/47); TÜRKIYE ÜLKE RAPORU; MEDE European Danismanlik Göç Politikalari Grubu ortakligi ile Levent Korkut tarafindan hazirlanmistir; MAYIS 2003; www.rightsagenda.org web sitesinde Türkçe ve Ingilizce olarak mevcuttur.

[34] Madde 122 - (1) Kisiler arasinda dil, irk, renk, cinsiyet, siyasî düsünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayirim yaparak; Türk Ceza Kanunu (5237); Kabul Tarihi: 26/09/2004; Resmi Gazete: 12/10/2004 No: 25611 http://www.uyap.adalet.gov.tr/mevzuat/data/kanun/1414.html web sitesinde mevcuttur.

[35] Uyum Yasalari, Degerlendirme ve Karsilastirmali Metinler; Izmir Barosu Yayinlari; Birinci Basim; Temmuz 2003; Izmir. S. 17
KAMU GÜVENİNE KARŞI SUÇLAR